Doğrusu bir otobiyografi yazmak, insana kendini yaşlanmış hissettiriyor. Belki de bu yüzden bu otobiyografi fazla uzun olmayabilir.
Efendim, 12 Ekim 1970'de Maôavri Devlet Hastanesi'nde doğmuşum. Adım, daha ben doğmadan, dedemin amcası olan kocası çok genç yaşta öldükten sonra babaevine dönmeyip kocası Mehmedali'nin evinde kalmayı tercih eden Asiye Xala (Ezizipxe) tarafindan vasiyet edilmiş : « Bere bici iyas na yoxomuşi Memedali codvit. ».
Çocukluğumun ilk yılları benim için cennetle özdeş olan Artaşen'in Doğu mahallerinden biri Putra'da üç kardeşim, mahallenin çocukları, kalkan yumurtaları, Ivenho çığlıkları, gizemli Kolkhis coğrafyası, Karadeniz'in kara suları, atmacalar, dedem ve babaannemle geçti. 6 yaşında babamın memuriyeti icabı Samsun'a taşındık. Ve ben bu büyük kente taşınana kadar ayakkabı giymedim. Samsun'a taşınmak, memleketime duyacağım sonsuz özlemin başlangıcıydı. Okul yılları boyunca okulların kapandığı günün akşamı memlekete gitmek için yola çıkılırdı ve bir daha okulların açılacağı günün akşamı geri dönülürdü. Okulların tatil olmasına birkaç ay kala özlem artık işkenceye dönüşür, gün sayılırdı. Samsun'da eğitim gördüğüm okullar, Sakarya İlkokulu ve Mithatpaşa Lisesi idi.
1987 yılında yine babamın gorevi gereği Trabzon'a taşındık. Kötü bir yıldı. Babam uzun bir zamandır bel fıtığından şikayetçiydi. Trabzon'a taşınmak istemiyorduk. Üniversiteyi kazanamamıştım. Ve koca bir çınar olan dedem bize veda etmişti. Dayanılmaz bir acıydı dedemin ölümü. Daha dayanılmazı dedemden dört ay sonra bize bıraktığı en büyük miras Lazlık bilinci olan babamın ölümüydü. Bir trafik kazası Laz kültürünün çok ciddi bir savunucusu, babamız Ali Yaşar Beşli'yi aramızdan almıştı.
1988 yılında İstanbul'a taşındık. İki büyük kardeşim İstanbul'daydı ve biz küçükler de Üniversite için tercihlerimizi İstanbul'dan yapmıştık. İstanbul Hukuk Fakultesini kazanmıştım ama neredeyse buna sevinememiştim bile.
Üniversite yıllarında Lazlık bilincim gelişiyordu.1992 yılında İsmail Avcı Bucaklişi ile tanıştık. Bucaklişi Marmara Üniversitesi'nde öğrenci idi. Kadıkoy'deki Pazarlılar Derneği'nde birlikte bir xoron topluluğu kurduk. Bunun arkasından 1993 martında Zuğasi Berepe kuruldu. Ekiminde ise Ogni yayın hayatına başladı. Ogni'nin sahipliği ve sorumlu yazı işleri müdürlüğü görevlerini üstlenmiştim. Ogni'nin ilk sayısı toplatılmış ve hakkımda Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde dava açılmıştı. Yargılama 1994 yılında sona ermiş ve beraat etmiştim. Davada beni üzen yargılanıyor olmak değil, mahkeme salonundaki Lazların bir elin parmaklarını geçmemesiydi. Ogni'nin yayını 1994 yılında sona erdi. Yine bu yıl Zuğasi Berepe'nin ilk albümü „Va Mişkunan“ yayınlandı. Zuğasi Berepe yokoluşumuzu durdurmak, sesimizi herkese duyurmak için yurtiçinde ve yurtdışında çağrıldığı ve gidebildiği heryere gitti. 1998 yılında grup „Bruxel-Live“ isimli ikinci albümünü yayınladı. 1998 yılının sonunda, grup, üçüncü albümü olan „İgzas“ın ardından Kazım Koyuncu'nun gruptan ayrılmasıyla dağıldı.
Yine bu yıl nihayet fakülteyi bitirebildim ve avukatlık stajına başladım. 2000 yılında da İstanbul Barosu'na kaydolarak avukatlık mesleğine başladım.
Yine 2000 yılında Mjora yayın hayatına başladı. Ne yazık ki ömrü iki sayıyla sınırlı oldu.
Hiç istemediğim halde Zuğasi Berepe'nin dağılması yurtdışına çıkmamı mümkün kıldı. Ötedenberi İngilizce öğrenme ihtiyacı duymaktaydım. Bunun için 2001 Nisanında Amerika'ya gittim. Amerika'da bir yıl kaldıktan sonra Turkiye'ye geri döndüm.
Eh, demiştim fazla uzun olmayacak diye... Şu sıralar geleceğe dair en onemli planım Amerika'da Laz kültürü alanında doktora yapmak.
Gormotik unon na!
Mehmedali Barış Beşli (30.10.2002) |