|
Abuʒ̆k̆a-iş P̆aramiti
Sontxaşi a sontxas. Oraşi a oras. Svaşi ar
svaş çaçxale-i çaçxale-i ar didi ğali gyulut̆u-doren. İri xolos, mtelli şuris,
şuri nadoludumelt̆u-şeni k̆oçepek ti ncoxo-muşi ''Abuʒ̆k̆a-i'' kogyodves-doren.
Abuʒ̆k̆a-is mç̆ita kant̆o mexuneri, haşşo do haşo noçite steri k̆armaxa nçxomepe
skidut̆u do ğaliş t̆obapes ti k̆armaxa nçxomepe steri na imçvirnan berepek hem
k̆armaxa nçxomite skidut̆es-doren. Çkva k̆armaxa met̆a yi, ğaliş kinaris na
skidut̆u k̆oçepes hem ğalişi ustune mutuşi derdi var zdumt̆es-doren. Oşumon
ʒ̆k̆ari, gyaris ʒ̆k̆ari, xura obonon ʒ̆k̆ari, dolokunape onaxon ʒ̆k̆ari,
livadepeş gexunon ʒ̆k̆ari mtelli hem ğalik meçamt̆u-doren. Yaaaa… moro mu
giçkit̆es.
Ar ndğas muttu mutu var t̆uşa, gunz̆e mapxalape var ivuşa Çaçxala Ğali heşo
munteşeburaşi nik̆vatu-doren. Heşo nik̆vatu-doren ki, ğaliş doloxe ar ç̆vetela
ʒ̆k̆a-i var doskidu-doren. Mç̆ita kant̆o mexuneri k̆armaxape mtelli
doxoʒku-doren. Livadepe mtelli gexombu do let̆a mtelli doç̆k̆odu- doren.
Haʒ̆i mu ivas. K̆oçepek haʒ̆i mu van? Mupe ivas do
Abuʒ̆k̆a-i xolo ti çaçxale-i çaçxale-i gextas? İpti Ğormotis
axvames-doren. Ğaliş kinaris sum sum, xut xut k̆urbanepe
nok̆vates do "e Ğormoti çkun Çaçxala Ğali vart̆aşa
şuri var domaşvanenan. Ğaliş ʒ̆ari livadepes geboxunamt̆it
do lazut̆epek jur jur k̆orza gelidumelt̆u. Haʒ̆i berepe
çkuni mute boskedinaten mu iven ğali çkuni xolo çaçxale-i
çaçxale-i kogemişkvit" ya do dido ixvames-doren.
Çkva mutu mutu ves fayde var meçu-doren.
K̆oçepek "haya haşote ar ivasen" ya.
"Mutu p̆it fayde var meçu" ya. "P̆iya ti
k̆ele mitik ʒ̆k̆ari memixiramani mitis var uçkin"
ya.
Enni
ti mekçineri p̆ap̆ulik; "Hako isinapatşa Çaçxala Ğalis
mu omç̆un ti muşişa elaxtit do ar koxoʒ̆onit, vana tina hako
mebğuraten do mebik̆arbaten, çkva ti mobiselat do
bigzalaten" ya tku-doren.
K̆oçepek ti "P̆ap̆ulik isa zop̆ons ar ʒ̆k̆arti-şa
kelaptat" ya do eiseles do ğali amamtumani
elaones-doren. İdes ides ides do ğalişi tişa, ʒ̆k̆ai na
gamulun svaşa, ʒ̆k̆artolişa kelaxtes-doren.
Oʒ̆k̆des ki ar daa mu z̆iran, k̆udeli melen ʒixas, ti muşi
ʒ̆kartoliş tolis ar diiiidi ajliya-i ko golacans. Golacans
met̆a nuk̆u muşi dixaşen nʒaşa gonʒ̆k̆udoren do
ʒ̆k̆artolişen na gamulun ʒ̆k̆ari mtelli va şumsi! Ajliyais
heşo ʒ̆k̆ai unt̆u-doren heşo herareti uğut̆u-doren ki,
Çaçxala Ğali p̆izili k̆o muxtamtu do ar k̆ele şums, ar k̆ele
ti "dido memogzun haku mʒika ʒ̆k̆arite var biz̆ğer
daha soti ʒ̆ai vareniiiiiii" yado zooori nenate
moğrumt̆u-doren yaaa…
K̆oçepe ok̆imç̆k̆eşes do; "çkun ham ajliya-i var
macginenan, enni k̆a-i cumalepe çkunis, martepe çkunis
ok̆obucoxat do p̆iya do macginenani" ya
tkves-doren.
Heşopete kianas soti miti t̆u ok̆ucoxes, çkvak ti k̆ele çvak
k̆udeli k̆ele dok̆vates, doxerxes docincoles do Abuʒ̆ari
ajliya-işen muşletines-doren do xoloti çaçxale-i çaçxale-i
ko gextu-doren yaaa… Moro mu giçkites.
Hayatsuyun Masalı
Babaannemin "Ejderha masalı"
olarak anlattığı bu arkaik masalın adını günün gelişmelerine
uygun düşsün açısından adını
"Abuʒ̆k̆a-iş P̆aramiti=Hayatsuyun Masalı"
şeklinde değiştirdim.
İçerik olarak ; zamanın bir zamanında
yerlerin bir yerinde çağlaya çağlaya akan bir dere varmış.
İçinde kırmızı pullu alabalıkları, yatağında bu balıklardan
yeyip bu derede yüzen balık gibi çocuklar büyürmüş. Sadece o
mu, insanlar bu sudan içer, hamursuyu olarak kullanır,
herkes bu suda yıkanırmış. Bahçelerini bu su ile sular,
mısır tarlaları ikişer üçer kelle verirmiş. Onun için
insanlar bu suyun adını
"Abuʒ̆k̆a-i, hayat suyu"
koymuşlar. Çünkü bu suyun sayesinde
hayat bulduklarının bilincinde imişler.
Bir gün hiçbir neden yokken hayatsuyu azalmaya başlamış,
sonunda bir damla kalmamacasına kesilivermiş. Önce insanlar
şaşırmışlar, ne olduğun anlayamamışlar. Dualar etmişler.
Dere kıyısında ikişer üçer kurbanlar kesmişler ama hiçbir
faydası olmamış.
Sonunda yaşlı bir dede; "deremize neler oldu anlamak
için en başına, gözesine gitmeniz lazım çünkü belki de
birileri suyumuzu çalıyordur kim bilir?" demiş.
Ve insanlar kafileler halinde suyun gözesine gitmişler.
Bakmışlar ki ne görsünler, kuyruğu karşı tepede başı suyun
gözesinde bir ejderha yok muymuş! Bir dudağı yerde bir
dudağı gökte, ağzını gözeye dayamış suyu içmiyor mu! Ve
ejderha öyle büyükmüş ve öylesine harareti varmış ki,
Abuʒ̆k̆a-i ona "p̆izili" (mini minnacık, küçücük) geliyormuş
ve;
"yanıyoruuum, doymuyoruuum… Bir türlü hararetim sönmüyooor…
Daha su yok muuuu…" diye korkunç sesler çıkararak
bağırıyormuş.
İnsanlar toplanıp, "biz tek başımıza bu ejderhanın
hakkından gelemeyiz. İyisi mi konu komşuyu çağıralım dünyayı
buraya yığalım, belki bir şeyler yaparız" demişler.
Gerçekten de öyle yapmışlar. Duyan duymayana haber uçurmuş,
dünyada ne kadar insan varsa bir araya gelmiş, ejderhanın
kimisi başından, kimi kuyruğundan kesip doğrayıp, parçalayıp
yok etmişler. Abuʒ̆k̆a-i de çağlaya çağlaya akmış.
Not: Babaannem masalın sonunda bir kahraman yaratırdı
ve ejderhayı ona öldürtürdü. Günümüz koşullarında
kahramanların devrinin kapandığını düşünüp masalın son
paragrafını ben uydurdum. Ne var ki bu masalın ilginç yanı,
bölgemizdeki suların üzerinde oynanan oyunlara, son
günlerdeki gelişmelere ne kadar da uygun olduğunu hayretle
görüyoruz? Öyle ya babaannem Kvaxuleşi Nuriye falcı
veya müneccim değildi. Acaba geçmişte yaşanmış bir olayın
masallaşmış biçimi miydi bu masal? Yoksa atalarımız geleceği
görüp; "ey insanoğlu bir gün gelecek su için kafa göz
kıracaksınız tedbirinizi bugünden alın" demek
isteyip gelecekteki su savaşlarının mesajını mı vermek
istediler kim bilir.
Öyle ya Abu Deresi'ni başından kesip,
K̆ap̆isre Deresi'ne akıtacak olan boruların, bu masaldaki
ejderhadan farkı nedir?
Nurdoğan Demir ABAŞİ
Lazuri.Com / 10.04.2007
Untitled Document
|